LANET  SIGARADAN KURTULMAK!

(Stopping Smoking is Easy)

 

Sigarayı bıraktığın gün hayatının çok önemli günlerinden biri olacak; en başta yaşamını uzattığın ya da yaşam kaliteni arttırdığın için. Sigara içenler artık erken ölüm riskinin gerçek olduğunu ve sağlıklı bir yaşam sürmedikleri için hayatın bir dolu eğlencesinden faydalanamayacaklarını gayet iyi biliyorlar.

Yaşamın güzelliklerini bedenimiz sayesinde tadarız. Bedenimize hak ettiği saygı ve özeni göstermemek en hafifinden delilik olarak tabir edilebilir. Terapi boyunca sigaranın senin için ne anlama geldiğini ve sigara içerek kendini zehirlemenin tüm sorumluluğunu senin üstlenmen gerektiğini anlama olanağı buldun.

Sigaraya neden başladığını bularak işe giriştik. Genel anlamıyla, sadece bir iki istisna hariç, arkadaşlarına ayak uydurmak içindi. Senelerdir sigara reklamları gençleri hedef alıyor. Bu reklamlarda yetişkinliğe daha yeni adım atan kişilere verilen mesajlar çok sinsi ve acımasız, üstelik bu mesajları verdiren kişiler herkese ulaşabilecek güce sahip.

Tek düşündükleri yalnızca ve yalnızca para; insanlara ne kadar zarar verdikleri umurlarında bile değil. Yirminci yüzyılda sigaradan ölenlerin sayısı savaşlarda ve kavgalarda ölenlerin sayısından çok daha fazla.

Reklamlar sigara içmenin prestij getirdiğini, kişiyi daha olgun ve daha entelektüel gösterdiğini iddia ediyor. Yetişkinliğe adım attığımız dönemde koca adam olmaya öyle özeniyoruz ki, bizi bu saflığımızla avlıyorlar. İlk sigaranı hatırla; ne kötüydü tadı, nasıl başın dönmüştü. Miden de bulanmış mıydı? Hoşuna gitmediği kesin ama sürüye katılmak için, daha büyük ve daha entelektüel görünmek için içmeye devam ettin ve alıştın.

Sonra ne oldu? Bedenin önce onu zehirleme çabana alıştı, sonra da bu zehre bağımlı oldu. Vücudun kimyasal yapısının çok ince bir dengesi var. Bilinçaltının görevi her şeyin yolunda gittiğini sana hissettirmek ve bedeninin faaliyetlerini düzgün yerine getirmesini sağlamak. Duman ciğerlerine ilk girdiğinde birtakım zehirli maddeleri de beraberinde içeri soktu. Bazılarını biliyorsundur, nikotin ve katran gibi.

Peki ya siyanür, arsenik, karbon monoksit, prusik asit, benzopren ve amonyaktan, mahsule püskürtülen kimyasallardan, böcek öldürücülerden, hormonlardan haberin var mı? Siyanür deyince irkildin. Tabii irkilirsin ama nikotinden niye irkilmiyorsun? Nikotinin insanlığın bildiği en zehirli maddelerden biri olduğunun farkında mısın? Sigaradaki nikotini damarına zerk etsem saniyeler geçmeden ölürsün. Bir atı öldürmeye yetecek nikotin var sigarada.

Bedenin senin mideni bulandırarak bu zehirden kurtulmaya çalıştı. Başının dönmesinin sebebi de beyninin oksijensiz kalmasından. Ciğerlerin kendilerini korumaya çalışarak seni öksürtüyor, onları zehirlemeye çalıştığın maddeleri dışarı atmaya uğraşıyor.

Bedenin bütünlüğünü sağlamak bilinçaltının görevi, bunu yaparken sana aç olduğunun ya da susadığının sinyallerini verir, ne zaman tuvalete gitmen gerektiğini söyler. Sen uyurken iç organlarının ve kalbinin çalışmasını sağlar. Kalbin, böbreğin, karaciğerin vızır vızır çalışırken onların seslerini duymasın bile. Bütün bunlar bilinçaltın sayesinde kontrol altındadır.

Nazik kimyasal dengeyi korumak ve bozmamak adına bilinçaltın sana pek çok sinyalle kendini zehirlediğine dair uyarılarda bulundu ama sen devam ettin, hem de bilinçaltın aldanıp bedenine zorla zikrettiğin zararlı kimyasalların hayata devam için gerekli olduğunu sanana dek. Şimdiyse yine seni korumak adına bu yeni kimyasal birleşimin hayatın için gerekli olduğunu zannederek kanındaki nikotin seviyesi düştüğünde sana uyarılar gönderiyor. İşte nikotin bağımlılığı da bu demek.

Elini sigaraya atıp yakma isteği bilinçaltının yeni kimyasal dengeyi korumak amacıyla gönderdiği sinyallerden ibaret. Bilinçaltın senin iyiliğin için olduğunu zannederek bütün organlarına ölümcül zararlar veren bir maddeyi bedenine almanı istiyor senden. Sigara dumanı bedenine girdiğindeyse yine feci bir şeyle karşı karşıya kalmış gibi tepki veriyor. Beden kendisine yapılan saldırıya karşı ‘savaş ya da kaç’ durumuna geçiyor.

Kalp hızlanıyor, kaslarının ve beyninin oksijen ihtiyacı arttığı için daha hızlı nefes alıp vermeye başlıyorsun. Tehlikeden kaçmanı ya da savaşmanı sağlamak için kaslarının hızla tepki vermesi amacıyla vücut adrenalin ve laktik asit salgılıyor.

Pek çok kişi bana sigaranın rahatlattığını söyledi! Mümkün değil!

Bütün bunlar olurken beden hayati faaliyetlerini devam ettirebilmek için normal fonksiyonlarının hepsini kapatıyor. Sindirim sistemine ihtiyaç kalmadığı için kapanıyor, bu süreçte bağışıklık sistemine de ihtiyaç olmadığından o da kapanıyor. Normal durumlarda bu kaç ya da savaş süreci çok kısa. Tehlike geçtiğinde beden normal faaliyetlerine ve rahatlama durumuna geri dönüyor ve sorun kalmıyor.

Ama sen sigara içmeye devam ettiğin sürece beden kaç ya da savaş sürecini bir türlü sonlandıramıyor. Sürekli stres altında ve beden tetikte. Sigara içenler aslında gerçekten tehdit altında. Vücudun ürettiği bu enzimler herhangi bir hareketle atılamadığı için toksin olarak bedende kalıyor.

Sigara içenlerin hastalıklara daha açık olmasında şaşacak bir şey yok. Bağışıklık sistemleri sürekli kapalı olduğundan enfeksiyonla savaşamıyorlar, grip mikrobu ortalıktayken ilk yakalananlar onlar, virüsün etkilerini en son üstlerinden atabilenler de. Elbette grip diğer zararlarının yakında solda sıfır kalır.

Sigara içenler arasında dolaşan en korkunç kelime elbette kanser. ‘Bana bir şey olmaz. Kanser başkalarını bulur.’ Bilinçaltımız bizi böyle ikna ediyor çünkü biz ona hayatımızı devam ettirmek için düzenli zehir almamız gerektiğini öğrettik. Kanser hepimizin içinde var, yeni hücre üretimi kontrolden çıkmaya görsün, sorun başlayıveriyor işte. Bunu engellemenin tek yolu her an tetikte, her an işleyen sağlıklı bir bağışıklık sistemi. Vücudun savunması düştüğünde tüm saldırılara açığız.

Bağışıklık sistemi için C Vitamini çok önemli. Nikotin C Vitaminini yok ediyor.

Vücudumuzdaki her organ, beyin ve deri de dâhil olmak üzere, kansere yakalanabilir. Sigara vücudun kendisini bu tür ölümcül hastalıklara karşı koruyamamasında en büyük etken olarak görülüyor.

Sigara içen bir inanın kalbi nikotinin etkilerini giderebilmek için normal bir insanınkine oranla günde on bin kez daha atıyor ki bu damar tıkanmasına yol açıyor. Damarlar bu sebepten daralıyor ve kalp bu damarlarda kan ulaştırabilmek için daha sert pompalamak zorunda kalıyor. Damarlar aynı sebeplerden pislikle sıvanıyor ki buna da damar sertliği deniyor. Sonuç elbette yüksek tansiyon ve yüksek tansiyonla birlikte artan kalp krizi riski.

Kan bütün organlara, bütün moleküllere, bütün hücrelere oksijen taşıyor. Oksijen olmadan doku ölüp gidiyor. Dokuların ölümü başladığında çok tanıdık gelebilecek bir kelime olan kangren de başlamış oluyor. Sigaranın etkisiyle kalpten uzak olan organlar gerekli oksijeni alamıyorlar ve kişinin hayatını devam ettirmesi için cerrah bazen bir, bazen her iki bacağı birden kesmek zorunda kalıyor. Nerede kaldı hayat kalitesi peki?

Ciğerlerin görevi kana oksijen sağlamak. Ciğerlere giden solunum yolları incecik tüylerle kaplı. Bu tüylerin görevi zararlı partikülleri yakalayıp ağza geri göndermek suretiyle vücuda girmelerini engellemek. Sigaradaki katran bu tüylere yapışıyor ve tüylerin kopmasına ya da solunum yoluna yapışıp görevini yerine getirmemesine sebep olan kalın ve yapışkan bir maddeyle kaplıyor. Böylece bu tüyler artık görevlerini yapamaz hale geliyorlar.

Sigaranın içindeki kimyasallar ciğerlerin oksijen ve karbondioksit değişimini sağlamakta çok önemli bir rol oynayan sümüksü zara feci bir hasar veriyor. Katran ve diğer zehirli maddeler ciğerin minik hava deliklerine sızıyor ve oralarda birikiyor. Orada kaldıkları sürece ciğerin kapasitesi azalıyor ve bunun sonucunda kana yeterli oksijen gidemiyor.

Şimdi sigara içenlerin merdiven çıktıklarında ya da otobüse koştuklarında neden nefes nefese kaldıklarını anladın mı? Televizyonda sigara içen insanların ciğerlerini gösteren korkunç resimleri de gördün belki ama bilinçaltın onların etkisini yok etmeye yardımcı oldu. İnan bana, zavallı bilinçaltın gerçekten çok kötü kandırıldı. Kimyasalların zarını kapladığı bir ciğer öyle felaketlerle karşı karşıyadır ki gereğinden fazla sıvı üretip dolmaya bile başlayabilir. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan talihsiz insanlar kendi vücutlarının ürettiği sıvıların içinde boğulurlar. Her soluk için çabalayan, yanlarında oksijen tüpleriyle dolanan bu zavallı insanların hastalığına anfizem denir ve sonları bellidir.

Ayrıca sigaranın erkeğin spermleri ve kadının yumurtaları aracılığıyla genetik düzeni, vücudun yapı taşları olan DNA’ları değiştirdiği de ispatlanmıştır. Üreme kabiliyetini de yakından etkilediği artık kesinkes bilinmektedir. İnsanlar cinsel yaratıklardır ve hayattaki en büyük zevklerden biri normal bir seks hayatına sahip olabilmektir. Sigara içen birinin bu yetisi içmeyen birine kıyasla çok daha erken sona erer. Üstelik seksten zevk alabilmek için vücudumuzun sağlıklı ve zinde olması, zehirli maddeler içermemesi gerekir. Bu da sigara içmemek anlamına gelir!

İçtiğin her sigara hayatından altı dakika çalıyor. Sigara içen elli yaşında biri, fiziksel olarak sigara içmeyen yetmiş yaşında biriyle aynıdır. Bedenini gün be gün zehirlemenin sonuçları bunlar işte.

Şimdiden böyle yola devam edemeyeceğini anladın.  Sana vücudundaki pisliğin temizlenmesi için bol bol su içmeni tavsiye ettim. Her gün en az bir litre su içmelisin. Sürekli fırlayıp tuvalete gitmek isteyeceksin, durum böyleyse harika çünkü işi en sağlıklı ve doğal yoldan hallediyorsun demektir. Kısa zamanda çoktandır özlediğin şeyleri hatırlayacaksın. Saçların ve giysilerin temiz kokacak. Sevdiğin yemeğin tadını alacaksın, yaz çiçeklerinin kokusu burnunu okşayacak.

Enerji seviyen artacak, hayatının çok daha fazla senin kontrolünde olduğunu, eskisinden çok daha popüler ve sevilen biri olduğunu hissedeceksin. Teninin ve saçlarının güzelleştiğini fark edeceksin. Kanındaki oksijen oranı normale döndüğünde gözlerinin daha iyi görmeye başladığını, beynin gerekli oksijen miktarını aldığında daha sağlıklı düşünebildiğini göreceksin. Günde yirmi sigara içen birinin beyni sadece yeterli oksijen almadığı için sağlıklı düşünme yeteneğini kaybeder.

Kim demiş sigara odaklanmaya yardımcı olur diye?

Bu kadar sağlıklı düşünebildiğinde,  ‘Neden başladım ki bu merete?’ diye sorabilmeyi de başaracaksın Buna yatırdığın paranın dumana dönüştüğünü söylemiş miydim? İnsanlar seans odasından çıkarken şu cümleyi sarf etmek bende alışkanlık oldu: ‘Git ve bir daha günah işleme.’ Artık sağlığının, mutluluğunun ve kendi canının sana yüklediği sorumlulukların tamamıyla farkındasın ve seni sevenlerin, varlığına bağımlı olan insanların senin gibi çok özel bir kişiden sadece dangalaklığı yüzünden ayrılmak zorunda kalmamaları gerektiğini biliyorsun. ‘Artık ben sigara içmeyen biriyim,’ diye gururla söyleyebilirsin. Bu başarından dolayı seni tebrik ediyorum.

Sigarayı tamamıyla bırakmanın ya da olabildiğince azaltmanın sana müthiş faydaları var, hele senede on paketten az içmişsen ki bu on sene boyunca günde on taneden az içmişsin demektir. Daha fazlasını bile içmişsen, azaltmanın sana faydası çok büyük.

Lanet sigara! Ciğerden gelen köhür köhür öksürük! Köhür köhür derken bile nefesim kesiliyor, sesim çatlıyor, kendimi yorgun hissediyorum. Nasıl nefretlik! Bu hırsız neredeyse bütün hayatımı, kişiliğimi, insanlara sevgi gösterme isteğimi, Tanrıya hizmet etme kabiliyetimi elimden alıyordu. Zevk aldığım bir dolu şeyden beni mahrum edecekti! Mesela insanlarla birlikte olmak, şarkı söylemek, konuşmak, kucaklaşmak, öpüşmek, sarılmak, sevdiğim birini teselli etmek y ada sadece konuşmak için yanı başına oturmak gibi. Kötü kokan biri kolay kolay bu tür yakınlıklar gösteremez kimseye; kokun insanların midesini bulandırıyorsa kucaklaşmak biraz zor olur.

Sigaraya başladığımda kimse bana bunları yaşayacağımı söylememişti!

Sigara o kadar çok özgürlüğümü elimden aldı ki! Sadece insanlara istediğim gibi sarılmayı ya da içimden geldiği gibi şarkı söylemeyi değil, güzel bir espriye gülebilmeyi ya da acıklı bir filmde ağlamayı da. Sigara ses tellerimi mahvettiği için artık bunları da yapamıyorum. Çatlak çatlak, sürekli nezleymişim gibi çıkan boğuk sesimden nefret ediyorum. Sigara içen biri sesinden hemen belli olur. Öfkelendiğimde ya da kararlılığımız belli etmek istediğimde duygularımı sesime de yansıtmak istiyorum ama sigara ses tellerimi o kadar etkilemiş ki beceremiyorum. Sigaraya başladığımda kimse bana ileride bunların olacağını söylememişti.

Özlemini çektiğim yerlere gitme, diğerleriyle birlikte eğlenceli faaliyetlere katılma, arkadaşlarımla konferanslara, alış verişe gitme ya da onların yaptıkları şeylere dâhil olma özgürlüğümü de elimden aldı bu meret. Onlarla birlikte yolculuk etmem, birlikte arabada herhangi bir yere seyahat etmem de olanaksız. Evlerinde oturup sohbet edemiyorum, otel odası filan paylaşamıyorum. Sigara beni sadece istenmeyen, saygı duyulmayan biri haline getirmekle kalmadı (çünkü sigara içmek artık hoş görülmüyor), üstüne bir de toplumdan uzaklaştırdı. Nefret ediyorum bundan işte! Bazen sadece utandığım için insanlardan kaçmak istiyorum; ya da sanki ben habersizmişim gibi sigaranın zararları üzerine verilen bir vaazı daha dinlememek için. Fark ettim ki beni sigara içerken gördüklerinde verdikleri tepkilerden rahatsız oluyorum. Sadece sigara içtiğim için bana olan saygıları azalıyor, onları hayal kırıklığına uğratıyorum. Özellikle çocuklar bundan çok etkiliyorlar.

Beni sigara içerken gördüklerinde kalpleri kırılıyor. Ama sigaraya başladığımda kimse bana bunların olacağını söylememişti.

Birinin evinde, arabasında, hatta spor salonunda filan bile sigara içmek saygısızlıkmış gibi geliyor. Bu yüzden bu tür şeylerden uzak durmaya başladım. Onları sigaramın dumanına boğarak canlarını sıkmak istemiyorum. Kabalık etmek de istemiyorum. Birkaç saatten fazla sigarasız duramadığım için bu tür faaliyetlerden elimi eteğimi çekiyorum. Ama o zamanda kendimi dışlanmış hissediyorum. Bir dolu şey kaçırıyorum. Sigaraya başladığımda neden kimse bana kendimi dışlanmış hissedeceğimi hiç söylemedi?

Sağlık sorunları mı? Muhtemelen kanser, kalp hastalıkları vs. yaptığını biliyordun ama kalp kırıklığı hiç aklına gelmiş miydi? Sigara içen birinin hissettiği dışlanmışlık, yalnızlık, üzüntü? Sigara içmenin uzantısı olan reddedilme, kalp kırıklığı ve utanç? Kaçırılan eğlenceler?

Ama en büyük nokta şu; hiç çocuğuna ninni söylemek isteyip söyleyemediğin oldu mu? Ya da kocanın kulağına güzel şeyler fısıldamak isteyip fısıldayamadığın? Ya da sevdiğin birinin yüzüne dokunup ona duygularını ifade etmek istemene rağmen edemediğin? Kayıp dakikalar, kayıp anılar, kaçan ‘seni seviyorum’lar … Sırf sigara yüzünden! Sigaraya başladığımda bunları kimse bana söylememişti.

Benim görebildiğim kadarıyla sigara içmiş olmamın tek bir iyi yanı var; şimdi kalkıp diğer sigara içenlere sigarayı bırakmaları gerektiğini söyleyebilecek kadar kendime güvenmem ve bu hakkı kendimde bulabilmem. Çatlamayan, boğuk çıkmayan bir sesle çığlık atabilsem ciğerlerimdeki bütün havayla söyle bağırırdım: ‘Sigara içmeyin! Sigarayı elinize bile almayın! Hayatınız boyunca pişman olursunuz! İnanın bana!’ Umarım bir gün, bir yerde biri şöyle der, ‘Birinin bana sigarayla ilgili söylediklerine inandım ve sözünü dinledim.  Bu sayede sigaraya hiç başlamadım!’ Ne güzel olur.

Sigarayı bıraktığında:

·        Yirmi dakika içinde: Kan basıncın ve kalp atışın normale döner. Ellerinin ve ayaklarının ısısı yerine gelir.

·        Sekiz saat içinde: Kanındaki karbon monoksit seviyesi normale döner, kanındaki oksijen seviyesi artarak normal seviyesine gelir.

·        Yirmi dört saat içinde: Kalp krizi geçirme riskin azalır.

·        Kırk sekiz saat içinde: Sinir uçların gelişir ve koku ve tat alma yetin normale döner.

·        Yetmiş iki saat içinde: Bronşların gevşer, daha rahat nefes almaya başlarsın. Ciğerlerinin kapasitesi de artar, bu da fiziksel aktiviteleri daha rahat yapabileceğin anlamına gelir.

·        İki haftayla üç ay arası: Dolaşım sistemin iyileşir, yürümek kolaylaşır, ciğerlerinin işlev kapasitesi yüzde otuz artar.

·        Bir ayla dokuz ay arası: Öksürük, sinüslerinin tıkanması, yorgunluk, nefes darlığı azalmaya devam eder ve enerji seviyen artar. Ciğerlerindeki minik tüycükler yeniden büyümeye başlar ve dolayısıyla ciğerlerinin kendini temizleme yetisi, iltihap direnci artar.

·        Beş sene içinde:  Akciğer kanseri riski epey azalır.

·        On sene içinde: Sigara içmiş bir insanın akciğer kanserinden ölme riski 10.000’de 12’ye düşer ki bu sigara içmeyen bir insanın akciğer kanserine yakalanma ihtimaliyle aynıdır. Ağız, gırtlak, yutak, idrar torbası, böbrek, pankreas gibi organlarda kanser oranı da düşer. (Unutma, sigaranın içinde otuz kadar kansere yol açan madde var.)  Kansere yatkın hücreler yenilenir.

 

Her Kasım ayında biz ulus olarak yirminci yüzyıla damgasını vuran I. Dünya Savaşında ölenleri anmak için saygı duruşu yaparız. İnsanlar ne adına birbiriyle savaşmış acaba? Cevabı gücünü ve parasını korumak isteyen birkaç insanda gizli olmalı, daha fazlasına göz diken ve bu uğurda ölenleri umursamayan insanlarda. İnsan insana savaş sigara içen kişinin sigarayı bırakma savaşına benzer. Her iki taraf da kayıp verir. Sigarayı bırakıp bırakmamak, savaşı kazanıp kazanmamak senin elinde. Kaybeden taraf olursan acı çeker ve hayatını kaybedersin. Kazanan taraf olursan geri çekildiğin içib yine kayıpların olacaktır ama sigara denen düşmana karşı olan savaşını zaferle sonuçlandırırsın.

Kendine sigarayla olan savaşının zaferini ve sinsi sinsi seni mahveden alışkanlığının ölümünü kutlayacağın bir gün planla. Başkaları mezarının başında seni anmaya başlamadan sen tütün firmalarıyla olan zaferini kutlamaya bak.


Sigarayi brakmak isteyenler icin temas adresimiz: Email: gulshev@aol.com




Uzman Pratisyen ŞEVKET GÜL, Nov 2013, London